Kayıtlar

Yazmakla yazmamak arasında gidip gelirken milyon tane bahane uydurabilme kapasitem varmış... öğrendim...

Sustuklarım öyle çok büyüdü ki içimde sanırım sırtım köşeye yaslandı sonunda ya karanlığa saklanıp kendimi yitirmeyi bekleyeceğim ya da önümde ne varsa birer birer geriye iteceğim...

Ne çok şey değişti şu kadarcık zamanda...

Nerede başladım nereye geldim... hatta nerelere geldik...

Büyüdüm mü yaşlandım mı yoksa yoruldum mu henüz bilmiyorum...

Bildiğim tek şey artık bir şekilde daha çok okuyor, daha çok çalışıyor, daha çok susuyorum... ama başkalarına sorsanız daha çok konuşuyorum... yoksa nasıl bu kadar susabilirim ki...


Kan kırmızı....

Öfkeyle kalkan zararla oturur, kırgınlıkla kalkan yalnızlığa saklanır...


Öfkeli olma durumu çok uzun sürmedi aslında, belki sadece üç beş saniye... sonrası koyu bir kırgınlık... sonrası dalga dalga hüzün... sonrası açılan kapıların gıcırdayarak birer birer kapanışı... sonrası yalnızlık...


Yalnızlık da öyle bir şey ki yerleşiyor adeta eve... odaya... yatağa... bardağa...



Böyle kazırcasına temizliyorsun, elinde bir bez... Çıkacak, bu sefer izi kalmayacak diyerek ovalıyorsun hırsla... Sonrası kırılan bardak elini kesiyor... Akan kanın sıcağıyla anlıyorsun, yalnızsın...
Resim
Unutmak çok normal insan kendini aramaz ki...

Yeteri kadar...

Resim
Yeteri kadar sevmek?

Sevmenin dozu ayarlanabilir mi?
Resim
Her günü ayrı skandal olan bu ülkede yaşamaktan öyle sıkıldım ki artık...

 İçine kusup sonra da sifona basıp gidesim var....

 Yok yere ölen gencecik insanlar,  yanlış politikalar sebebiyle ortalıkta sersefil gezen sığınmacılar, işsiz milyonlarcamız, emekli olursam geçinemem diye düşünerek her türlü zorluğa katlanan insanlar, eğitim sisteminin pis oyunları içinde çarkların dişlileri arasında ezilen gencecik umutlar, dünyanın sadece kendine ait olduğunu düşünen vahşi insanlar tarafından her türlü zulme uğrayan canlar ...

  Hayat adil olacağını hiç söylemedi ama bizler vicdanlı olmayı, sevmeyi beceremez miydik?

"Cinselliğin, işin içine tecavüz girmediği sürece korkulacak bir tarafı yoktur ama korkunun içinde bol miktarda cinsellik bulunur. Dinin de korkulacak bir tarafı yoktur, fakat korku kavramının içinde bol miktarda din bulunur."
Sezgin Kaymaz

okumak güzeldir...

Resim
Kendimi bildim bileli okuyorum. Tavsiye edilen kitaplardan kapağını beğendiğim dergilere, şampuan arkalarından köşe yazılarına... Benim için bahaneye ya da boş zamana gerek yok. Okulda, işte, otobüste, tuvalette, plajda, kahve içerken, çimlerde... her yerde okuyabilirim.

  Bu tutkunun temeli babamdı belli ki... Yüzlerce, belki de binlerce kitabıyla ve hep okuyan haliyle örnek oldu... Gözü gibi baktığı kitaplarını sakınmadı ama henüz küçüksün diyerek de bana yaşıma uygun olanları aldı... Şimdi mi sanırım bu yaşımda onun kitapları kadar kitaplarım var ve tabii ondan bana miras kalanlar...

  Okumayan insanları anlayamayacak kadar da tutkuyla bağlıyım onlara. Okumadan nasıl yaşanır bilemiyorum aslında ve tavsiye ediyorum... Lütfen okuyun...

  Bu alışkanlığı kazanmak için hiçbir yaş geç değil... İşte bir kaç tavsiye;