Her şey evi yuvaya çevirmek için aslında...




Uzun uzun aralar verir oldum buralara. Aslında anlık tepkilerim instagram ve twitter'da oluyor ama buralara gelip de uzun uzun can sıkan şeyleri yazmak istemiyorum sanırım.

Bir yandan ülkenin haline üzülürken bir yandan da ne yapabilirim diye kendimi yiyorum içten içe...

Bir yanımda onca zaman sonra taşınacak olmanın verdiği heyecana kapılmak üzere.

Çok uzun yıllar gönlümüzce bir evimiz olsun istedik ve şimdi buna iyice yaklaştık gibi.. Bir aksilik olmazsa da temmuz sonu ağustos başı taşınırız diye planlar yapıyoruz....






Bazı şeyleri sıfırdan planlamak da olabildiğince heyecan katıyor hayata...

Kapı kollarından perdelere, seramiklerden evyelere bakınıp duruyoruz hepimiz...

Bu dönemde de aklım fikrim hep dekorasyona kayıyor ister istemez.

Mesela böyle güzel kapı kollarını seviyor kalbim...

Ya da pirinç gövdeli abajurları...

Sanırım biraz daha romantik bir oda hayali içindeyim bu dönem...






Mesela yatağımı böyle mi kullansam acaba diyorum. Hem yerden kazanırım hem de kitap okumanın yeni ve konforlu bir yolunu bulmuş olurum ki bu benim için oldukça önemli ama aklımda şöyle bir soru var, yatak her gün koltuk gibi kullanılmaya dayanır mı? Nasıl bir yatak seçmeliyim?

Şimdilik kaçıyorum ama fikirlere açığım

... öptüm ...



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar